12 EYLÜL: BİÇİMİ DEĞİŞEN, SINIFSAL HEDEFİ DEĞİŞMEYEN SALDIRI

Blog gönderi açıklaması.12 Eylül’ün emeğe karşı kurduğu düzen, 46 yıldır değişen araçlarla sürdürülüyor. Sendikal barajlardan grev yasaklarına, özelleştirmelerden güvencesizliğe uzanan bu saldırıya karşı işçi sınıfının örgütlü mücadelesini büyütüyoruz.

BTO-SEN

9/12/20263 min read

12 EYLÜL: BİÇİMİ DEĞİŞEN, SINIFSAL HEDEFİ DEĞİŞMEYEN SALDIRI

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Darbe, işçi sınıfının örgütlü gücünü ezerek sermayenin önündeki engelleri kaldırmayı hedefledi. 24 Ocak kararlarıyla hazırlanan ekonomik program, askerî zorla işçilere dayatıldı. DİSK’in faaliyetleri durduruldu; işçiler ve sendikacılar gözaltına alındı, işkenceden geçirildi, tutuklandı. Grevler yasaklandı, toplu sözleşme hakkı askıya alındı. İşçilerin mücadeleyle kazandığı haklar, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda budandı.

Generallerin yönetimden çekilmesi, bu saldırının sona ermesi anlamına gelmedi. Darbenin zor yoluyla değiştirdiği güç dengesi; sendikal yasalar, özelleştirmeler, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışma biçimleriyle kalıcılaştırıldı. Sonraki iktidarlar bu düzeni kendi siyasal koşullarına uyarlayarak sürdürdü. İşçinin örgütlü gücünü sınırlayan, sermayenin kararlarını ise ekonomik zorunluluk sayan anlayış, devletin işleyişine ve çalışma hayatına yerleştirildi.


Bugün bir işyerinde çoğunluğu sağlayan işçilerin toplu sözleşme hakkı yıllarca süren yetki davalarında bekletiliyorsa, patronun itirazı işçilerin ortak iradesinin önüne geçiriliyor demektir. İşçiler greve çıktığında “millî güvenlik” ve “genel sağlık” gerekçeleri devreye sokuluyor, grev “erteleme” adı altında fiilen yasaklanıyorsa devletin kimin çıkarını koruduğu ortaya çıkıyor. Baskının hukuki ve idari biçimler kazanması, işçi açısından sonucunu değiştirmiyor: Ücretini, çalışma koşullarını ve geleceğini belirleme gücü elinden alınıyor.

Bu düzenin sonuçları rakamlarda da görülüyor. DİSK-AR’ın Temmuz 2026 raporuna göre fiili toplu sözleşme kapsamı yalnızca yüzde 9,7. Sendikalı olduğu hâlde toplu sözleşme kapsamı dışında kalan işçi sayısı 628 bini aşıyor. Özel sektörde kayıt dışı çalışanlar da hesaba katıldığında fiili sendikalaşma oranı yüzde 5,7’de kalıyor. İşçiye kâğıt üzerinde tanınan hak, işyerinde kullanılabilir bir güce dönüşemiyor.

Kıdem tazminatında da bu saldırının izleri var. 1978’de brüt asgari ücretin 7,5 katı olan kıdem tazminatı tavanı, Temmuz 2026’da yalnızca 2,23 katına karşılık geliyor. İşçinin yıllar boyunca biriken emeğinin karşılığı sınırlandırılırken, bu kadarını bile işverene yük sayan anlayış varlığını koruyor.

Tarım ve orman işçileri olarak bu düzenin sonuçlarını çalıştığımız alanlarda yaşıyoruz. Mevsimlik ve geçici çalışma, taşeronlaştırma ve farklı istihdam statüleriyle işçiler bölünüyor; aynı işi yapanların ücretleri ve hakları birbirinden ayrılıyor. Tarlada, fidanlıkta, ormanda ve parkta yaşamı üreten işçilere güvencesizlik dayatılıyor. Emeğimizi ucuzlatan politikalar, toprağı, ormanı ve kamunun birikimini de sermayenin kullanımına açıyor. Emeğimizin hakkını savunmakla yaşam alanlarımızı ve kamusal varlıklarımızı savunmak aynı mücadelenin parçalarıdır.


Ancak işçi sınıfı kendisine biçilen bu geleceği kabul etmedi. Yasakların karşısında yeniden örgütlendi, iş bıraktı, direndi; kapatılan mücadele yollarını kendi iradesiyle açtı. Bugün de sendikasını seçmekte ısrar eden, işten atılan arkadaşını yalnız bırakmayan, hakkı için üretimi durduran her işçi bu düzenin değiştirilebileceğini gösteriyor. Haklarımızı koruyacak ve genişletecek güç, işyerlerinde kurduğumuz birliktedir.


İşverenin özel şirket ya da kamu kurumu olması, yönetenlerin siyasi kimliği, işçinin hakkı söz konusu olduğunda ölçümüzü değiştirmez. Söz, yetki ve karar işçilerindir. Sendikal barajlara, grev yasaklarına, güvencesizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine karşı mücadelemizi bu ilkeyle sürdürüyoruz.


12 Eylül’le hesaplaşmak, işçi sınıfına dayattığı düzeni değiştirme sorumluluğudur. Darbenin mağduriyetlerini anıp onun emek düşmanı uygulamalarını sürdürenlerin karşısında; işçilerin bağımsız örgütlülüğünü, ortak mücadelesini ve kendi gelecekleri üzerinde karar hakkını savunuyoruz.

12 Eylül’ü unutmayacağız, emeğe karşı kurulan bu düzene boyun eğmeyeceğiz. Ekmeğimiz, haklarımız ve özgürlüğümüz için örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz!

Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası (BTO-SEN)

©2026

Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası